Manisa’nın sahip olduğu tarihi ve doğal zenginliklerin, kentin turizm potansiyelini harekete geçirmek için yeterli olduğunu savunan Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, mevcut değerlerin daha etkin kullanılması gerektiğini vurguladı. Köse, Spil Dağı’ndan Sardes Antik Kenti’ne, Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı’ndan Osmanlı mirası camilere kadar uzanan geniş bir yelpazenin, doğru bir stratejiyle turizme kazandırılmasının önemine dikkat çekti.
Turizmde bütüncül rota hedefi
Köse, Manisa’nın coğrafi konumunun sunduğu avantajları kullanarak, ziyaretçilerin şehri sadece bir geçiş güzergahı olarak görmesinin önüne geçilmesi gerektiğini belirtti. "Manisa’yı ziyaretçilerin kısa süreli uğradığı bir yer olmaktan çıkarıp, konaklayıp keşfettikleri bir destinasyona dönüştürmeliyiz" diyen Köse, ilçelerin birbirinden kopuk değil, birbirini tamamlayan bir turizm rotasının parçaları olarak ele alınması gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda gastronomi ve yerel tarım ürünlerinin de turizm hikayesine dahil edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Dijital çağda ortak tanıtım stratejisi
Şehrin marka değerini yükseltmek için kamu, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliği içinde hareket etmesinin şart olduğunu belirten Köse, tanıtım faaliyetlerinde dijital dünyanın gücüne odaklanılması gerektiğini söyledi. Geleneksel yöntemlerin ötesine geçilerek sosyal medya ve dijital içeriklerle Manisa’nın hikayesinin dünyaya anlatılması gerektiğini ifade eden Köse, uzun vadeli bir tanıtım stratejisinin kent ekonomisine de büyük katkı sağlayacağını belirtti. Köse, Manisa’nın sahip olduğu kültürel mirası koruyarak, turizmden elde edilen geliri artırmanın tüm paydaşların ortak sorumluluğu olduğunu sözlerine ekledi.