Dünya çam balı üretiminin yüzde 92’sine, Türkiye’nin ise yüzde 86’sına ev sahipliği yapan Muğla, yılın en yoğun dönemlerinden birini yaşıyor. Milas, Menteşe, Marmaris ve Köyceğiz hattında konaklayan gezgin ve yerel arıcılar, Eylül ayından bu yana süren süreçte sezonun son sağım işlemlerini gerçekleştiriyor. İklim şartlarının son üç yılda yüz güldürmesiyle birlikte, bölgedeki rekoltenin 20 bin ton seviyelerine ulaşarak son beş yılın zirvesini görmesi bekleniyor.

Üretimdeki artışa rağmen arıcıların yüzü gülmüyor. Özellikle maliyetlerin yükselmesi ve piyasaya sürülen düşük kaliteli ürünler, gerçek bal üreticisini zor durumda bırakıyor.

Sahte ürünler piyasayı kilitliyor
Muğla’da 20 yıldır arıcılık yapan Hasan Öz, sektördeki en büyük sorunun maliyetler ve ürün kalitesi arasındaki uçurum olduğunu vurguluyor. Arı sağlığının bal verimi için temel şart olduğunu belirten Öz, "700 kovanla çalışıyoruz, rekolte anlamında verimli bir sezon geçirdik. Ancak mazot ve diğer girdi maliyetleri belimizi büküyor. En acısı da, büyük emekle ürettiğimiz saf balın, glikozlu veya şekerli ürünlerle aynı kefeye konulması. Bu durum emeğimizin karşılığını almamıza engel oluyor" ifadelerini kullandı.
Arıcılığın sürdürülebilirliği için kaliteli üretimin korunması gerektiğini savunan Meliha Öz ise piyasadaki mısır şuruplu ürünlerin haksız rekabet yarattığına dikkat çekiyor. Laboratuvar onaylı, tamamen doğal balların, katkılı ürünlerle aynı fiyattan satılmasının sektöre zarar verdiğini belirten üreticiler, arı neslinin devamı ve mesleğin geleceği için daha sıkı denetim ve gerçek değerinde satış imkanı talep ediyor. Arıcılar, her türlü zorluğa rağmen doğayı ve arıları koruyarak üretime devam etme kararlılığında olduklarını belirtiyor.