Türkiye’nin en verimli topraklarına ev sahipliği yapan Aydın, bir yandan şehir merkezlerinde sıfır kilometre araçların tercih edildiği bir yapıya sahipken, diğer yandan dağ köylerinde bambaşka bir ulaşım kültürüyle yaşıyor. Kestane, zeytin ve incir bahçelerinin bulunduğu engebeli arazilerde, 1970 yılından bu yana üretimi yapılmayan klasik yeşil cipler, bölge çiftçisinin vazgeçilmezi olmayı sürdürüyor.

Ustalık gerektiren bir tutku
Zamanın eskitemediği bu araçlar, günümüzde yedek parça ve usta bulma zorluğu nedeniyle özel bir ilgi görüyor. Şehirdeki cip tamircileri, randevu sistemiyle çalışarak 70 yaşın üzerindeki bu emektar makineleri adeta yeniden hayata döndürüyor. Mesleği aile mirası olarak sürdüren Gürbüz Özince, babasından devraldığı bu zanaatı oğluyla birlikte devam ettiriyor. Özince, 1952 model araçları bile ilk günkü performansına kavuşturabildiklerini belirterek, bu araçların tarım sektöründeki dayanıklılığının güncel modellerle kıyaslanamayacak kadar yüksek olduğunu ifade ediyor.

Üç kuşaktır süren tamir geleneği
Cip tamirciliğinin Aydın’daki kökleri, 1970’li yıllara kadar uzanıyor. Necati Özince’nin başlattığı bu meslek, bugün üçüncü kuşak temsilcileriyle varlığını koruyor. Gürbüz Özince, babasının kendi aracını tamir ederken çevresindekilerin de talebiyle profesyonel bir tamirciye dönüştüğünü ve bu sürecin kendileri için bir yaşam biçimi haline geldiğini belirtiyor.
Tarihi araçların arazi başarısı
Halk arasında Tuzla Cip olarak bilinen ve kökeni 1941 yılındaki ABD ordusu üretimine dayanan bu araçlar, Türkiye’de 1951 yılından itibaren yerli olarak üretilmeye başlanmıştı. Özellikle zorlu coğrafi koşullarda manevra kabiliyeti ve sağlamlığıyla öne çıkan bu cipler, günümüzde miras yoluyla nesilden nesile aktarılıyor. Yeni nesil araçların yüksek maliyetleri ve arazi şartlarına uyum sağlayamaması, Aydınlı çiftçiyi bu nostaljik ama bir o kadar da güçlü araçlara daha sıkı bağlamış durumda.