İzmir’de sanat çalışmalarını sürdüren resim öğretmeni Gülcan Ulu, geleneksel Türk sanatlarının en zarif dallarından biri olan ebruyu, güncel bir vizyonla yarınlara taşıma gayreti içinde. Bakanlık tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tescillenen Ulu, uzun yıllar süren eğitim sürecinin ardından edindiği icazeti, şimdi kendi atölyesinde öğrencileriyle paylaşıyor.
Sanatın iyileştirici gücüne vurgu yapan Ulu, ebruyu yalnızca bir süsleme aracı olarak değil, aynı zamanda zihni dinlendiren bir terapi yöntemi olarak tanımlıyor. 2015-2020 yılları arasında aldığı kapsamlı eğitimin ardından profesyonel kariyerine odaklanan sanatçı, battal ebrudan çiçekli çalışmalara kadar uzanan geniş bir yelpazede eğitim veriyor.

Ebru Sanatında Yaş Sınırı Yok
Ebru tutkusunun her yaş grubuna hitap edebileceğini belirten Gülcan Ulu, kurslarına katılan öğrencilerin sabır ve sevgiyle bu sanatı benimsediklerini ifade ediyor. Eylül ayından Haziran ayına kadar devam eden eğitim programlarında, öğrencilerin sadece teknik becerilerini değil, aynı zamanda ruhsal dinginliklerini de geliştirmeleri hedefleniyor. Ulu, her eserin dünyada tek ve tekrarlanamaz oluşunun, bu sanatın en büyüleyici yanı olduğunu dile getiriyor.

Öğrenciler İçin Bir Yaşam Biçimi
Atölyenin müdavimleri ise ebru yapmanın günlük hayatın stresinden uzaklaşmak için eşsiz bir yol olduğunu belirtiyor. Kursiyerlerden Hanife Akay, ebru yaparken dünyayla bağını kopardığını ifade ederken, Öznur Balkay ise bu sanatın kendisine daha sakin bir mizaç kazandırdığını paylaşıyor. Ukrayna’dan gelerek Türkiye’de bu sanatla tanışan Oksana Ünal ise öğrendiği teknikleri gelecekte kendi ülkesine taşıyarak kültürler arası bir köprü kurmayı hedefliyor. Her biri farklı hikayelere sahip olan bu öğrenciler, suyun üzerindeki renklerin sadece bir resim değil, bir yaşam felsefesi olduğu konusunda birleşiyor.