Çeşme Belediyesi Atatürk Kültür ve Spor Merkezi, ilçenin köklü tarihini ve arkeolojik değerlerini konu alan kapsamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Müze Müdür Vekili Şeref Yumruk’un moderatörlüğünde gerçekleşen buluşmada, uzman isimler Çeşme’nin Tunç Çağı’ndan günümüze uzanan kültürel mirasını farklı perspektiflerle değerlendirdi.

Erythrai’de yaşamın izleri
Söyleşinin ilk bölümünde söz alan Erythrai Kazı Başkanı Dr. Özlem Vapur, 4 bin 500 yıllık bir geçmişe sahip olan antik kentteki son çalışmaları paylaştı. Vapur, kazılarda ortaya çıkarılan kemik flüt parçaları, Athena betimli kutu kapakları ve tekstil üretimine işaret eden dokuma ağırlıklarının, bölgenin antik dönemdeki ticari ve sosyal yapısını aydınlattığını vurguladı.
Tsunaminin arkeolojik kanıtları
Çeşme Bağlararası Kazı Başkanı Prof. Dr. Vasıf Şahoğlu ise yaklaşık 3 bin 500 yıl önce Santorini’de yaşanan volkan patlamasının ardından oluşan tsunaminin bölgedeki etkilerine odaklandı. Şahoğlu, kazı alanında bulunan ve 15 yaşlarında olduğu tahmin edilen bir gence ait iskeletin, bu büyük felaketin arkeolojik kayıtlara geçmiş ilk insan kanıtı olduğunu belirtti.

Denizcilik tarihi ve anıt çağrısı
Tarihçi Ali Rıza İşipek, Çeşme’nin denizcilik geçmişini Çaka Bey’den Cezayirli Gazi Hasan Paşa’ya uzanan bir çizgide ele aldı. İşipek, özellikle 1770 Çeşme Deniz Savaşı’nın Osmanlı denizcilik tarihindeki dönüştürücü etkisine dikkat çekerek, ilçenin bu şanlı denizcilik geçmişini yaşatacak bir anıt yapılması önerisinde bulundu.
Müzedeki nadir bronz eserler
Etkinliğin son bölümünde Dr. Kemal Çibuk ve arkeolog Hüseyin Vural, balıkçı ağlarına takılarak denizden çıkarılan ve Çeşme Müzesi koleksiyonuna kazandırılan iki nadir bronz heykeli anlattı. Eserlerin antik dönem sanatının eşsiz örnekleri olduğunu ifade eden uzmanlar, bu tür buluntuların arkeolojik literatürde "ünik" olarak tanımlandığını ve bölge tarihine dair yeni bilgiler sunduğunu kaydetti.