Manisa’da uzun yıllardır makine nakışı üzerine uzmanlaşan ve usta öğreticilik yapan Bilgin Barutçu, mesleki birikimini manevi bir ilhamla birleştirdi. İlahiyat Fakültesi mezunu olan ve 16 yaşından beri nakış sanatına gönül veren Barutçu, Kurşunluhan’daki atölyesinde eğitim faaliyetlerine devam ederken, ortaya koyduğu son eserle dikkatleri üzerine çekti.

Rüya ile başlayan tasarım süreci
Eserin ortaya çıkış hikayesini bir bit pazarından aldığı çerçeveye borçlu olduğunu belirten Barutçu, tablonun içini neyle dolduracağını düşündüğü bir gecenin sabahında gördüğü rüyanın kendisine yol gösterdiğini ifade etti. Rüyasında Allah lafzını, Mescid-i Aksa’yı, Kâbe-i Muazzama’yı ve Muhammed ismini bir arada gördüğünü anlatan Barutçu, uyanır uyanmaz bilgisayar başına geçerek bu dörtlü tasarımı dijital ortama aktardığını söyledi.

Ustalık gerektiren teknik detaylar
Dört ayrı parçadan oluşan tasarımı büyük bir kasnak üzerinde birleştiren Barutçu, her bir bölümün yaklaşık 45 ile 50 bin arasında batış içerdiğini ve toplamda 200 binin üzerinde vuruşla eserin tamamlandığını belirtti. Nakış sanatında yoğunluk ayarının, yani "density"nin hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayan eğitmen, yanlış bir ayarın kumaşta büzülmelere veya yırtılmalara yol açabileceğini, bu hassas dengenin ise ancak uzun yıllara dayanan bir tecrübeyle kurulabileceğini dile getirdi.
Satılık değil, manevi bir hatıra
Daha önce otizmli ve zihinsel engelli bireylere yönelik eğitim merkezlerinde de görev almış olan Barutçu, bu özel çalışmanın kendisi için ticari bir değerden ziyade manevi bir hatıra taşıdığını vurguladı. Eseri satmayı düşünmediğini, ancak benzer bir çalışmayı talep edenler için yeniden tasarlayabileceğini belirten Barutçu, ortaya çıkan sonucun hem bir rüyanın yansıması hem de kalbindeki değerlerin bir temsili olduğunu sözlerine ekledi.