weather
35°
Kentten Haber Çevre Roma’nın su mirası hâlâ canlı: Smyrna Agorası’nda 2 bin yıllık sır perdesi aralanıyor

Roma’nın su mirası hâlâ canlı: Smyrna Agorası’nda 2 bin yıllık sır perdesi aralanıyor

İzmir’in kalbindeki Smyrna Agorası, Roma döneminden kalma hâlâ çalışan su kanalıyla zamana meydan okuyor. Arkeologlar, 150 metrelik hattın izini sürerken toprak altından üç yeni yapı ve bölgede ilk kez görülen duvar resimleri çıkardı.

Roma’nın su mirası hâlâ canlı: Smyrna Agorası’nda 2 bin yıllık sır perdesi aralanıyor

İzmir’in tarihi kent merkezindeki Smyrna Agorası, arkeolojik kazılarla her katmanda yeni bir hikâyeyi gün yüzüne çıkarıyor. Roma İmparatorluğu döneminde kentin aşağı mahallelerine su ulaştırmak için inşa edilen antik kanal, yaklaşık iki bin yıldır işlevini sürdürüyor. Kazı ekibi, bu tarihi su yolunun kaynağını bulmak için 150 metrelik bölümü takip etti. Suyun, Agora’nın güneyindeki Namazgah Hamamı ve Kurşunlu Cami yakınlarındaki bir pınardan gelmiş olabileceği üzerinde duruluyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izni ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nin bilimsel danışmanlığında yürütülen kazıların ana destekçisi İzmir Büyükşehir Belediyesi. Belediye, 2025-2027 yılları arasında Smyrna Agorası ve Antik Smyrna Tiyatrosu kazıları için 34,5 milyon lira kaynak ayırdı. Bunun yanı sıra 2026 yılı destek programı kapsamında 16 farklı arkeolojik kazıya toplam 19 milyon 665 bin 625 lira aktarılacak.

Roma’nın su mirası hâlâ canlı: Smyrna Agorası’nda 2 bin yıllık sır perdesi aralanıyor

İki bin yıllık su yolu hâlâ iş başında

Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, Roma döneminde Smyrna’nın su gereksiniminin pınarlara bağlanan kanallarla karşılandığını vurguladı. Bu sistemin bir bölümünün bugün dahi çalıştığına dikkat çeken Ersoy, “Burada yaklaşık iki bin yıldır kesintisiz akan bir sudan söz ediyoruz. Kaynağını henüz netleştiremedik. Hemen güneyimizdeki Namazgah Hamamı çevresinde bir pınar olabileceğini düşünüyoruz. Suyun yaklaşık 150 metrelik bir güzergâh izleyerek Agora’ya ulaştığını tespit ettik” ifadelerini kullandı.

Toprak altından yeni yapılar ve ilk duvar resimleri

Bu yılki kazı çalışmaları, geçen yıl ortaya çıkarılan mozaik tabanın devamında üç yeni mekânın keşfedilmesini sağladı. Bu mekânların ikisinde mozaik, birinde ise mermer döşeme bulunuyor. Ayrıca Agora ve Smyrna Tiyatrosu çevresinde daha önce hiç rastlanmayan duvar resimleri de gün ışığına çıkarıldı. Prof. Dr. Ersoy, bu yapıların Efes’teki Yamaç Evleri ile benzerlik gösterdiğini ve kamusal bir işlev taşıyabileceğini belirtti. Ersoy, “Smyrna Agorası ve tiyatro çevresinde ilk kez duvar resimlerine ulaştık. Bu, bölge için önemli bir ilk” dedi.

Geç Antik Çağ’ın izleri

Yeni keşfedilen mekânların MS 5. ve 6. yüzyıllara, yani Geç Antik Çağ’a tarihlendiği açıklandı. Prof. Dr. Ersoy, Roma İmparatorluğu’nun 395’te ikiye bölünmesi ve Hristiyanlığın yaygınlaşmasıyla kentlerin dokusunda köklü değişimler yaşandığını hatırlatarak, bu buluntuların Smyrna’nın geçirdiği dönüşümü anlamak için kritik veriler sunduğunu söyledi. Kazı heyeti, mozaikli alanların devamını araştırdıktan sonra daha önce tespit edilen Hamam-Gymnasion yapısına odaklanacak. Burada Osmanlı katmanlarının altındaki Gymnasion’un mekânsal düzeni incelenecek.

Roma’nın su mirası hâlâ canlı: Smyrna Agorası’nda 2 bin yıllık sır perdesi aralanıyor

Kemeraltı’nın kökleri Agora’da

Prof. Dr. Ersoy, bugünkü Kemeraltı’nın ticari ve sosyal kimliğinin temellerinin Smyrna Agorası’na dayandığını ifade etti. Antik limanın zamanla dolmasıyla ticaretin Kemeraltı yönüne kaydığını anlatan Ersoy, “Buradaki sosyal, kültürel ve ticari hafıza zamanla Kemeraltı’na taşınmış. Mekânın bir belleği var ve bu bellek, dünyanın en büyük açık hava alışveriş merkezlerinden biri olan Kemeraltı’na kadar uzanıyor” diye konuştu.

İzmir’in gözü tiyatroda

Kazıların en önemli hedeflerinden biri de Kadifekale eteklerindeki 20 bin kişilik Smyrna Tiyatrosu’nu yeniden kente kazandırmak. Oturma sıralarının büyük bölümünün günümüze ulaştığını belirten Ersoy, “İzmirlilerin Smyrna Tiyatrosu’nu sabırsızlıkla beklediğini biliyoruz. Enerjimizin büyük kısmını buraya yönlendiriyoruz. Kent, ileride çok önemli bir sosyo-kültürel mekân kazanacak” dedi.

Büyükşehir desteği kazıya hız kazandırıyor

Prof. Dr. Ersoy, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkısının sadece maddi olmadığını, aynı zamanda kazı ekibinin kapasitesini artırdığını vurguladı. Ersoy, “Belediyenin desteği sayesinde daha fazla uzman ve ekiple çalışabiliyoruz. Bu da arkeolojik mirasın ortaya çıkarılmasını hızlandırıyor. Bu yüzden Büyükşehir’in katkısını çok değerli buluyoruz” açıklamasında bulundu.

Kazı alanında koruma çalışmaları da devam ediyor. Gezi güzergâhındaki grafitilerin bulunduğu sıvaların konservasyonu yapılırken, Grafiti Salonu’nun bir bölümü belirli saatlerde ziyaretçilere açık tutuluyor. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü öğrencileri de staj kapsamında ziyaretçilere Türkçe ve İngilizce rehberlik yapıyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız