Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, iklim sistemlerinde yaşanan değişimlerin önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi nasıl şekillendireceğine dair önemli veriler paylaştı. 2026 yılının ilk yarısında kaydedilen yağış rekorlarının ardından, gözler 2027 yılına çevrildi. Prof. Dr. Yaşar, okyanus sularındaki ısınma dengesizliği olarak tanımlanan El Nino fenomeninin, "Mega" seviyesine ulaşarak 1877 yılından bu yana ilk kez bu denli etkili olabileceğini öngörüyor.
Süper El Nino’nun 2023 yılında Avrupa ve Türkiye’de yağışları ortalamanın yüzde 12 üzerine taşıdığını hatırlatan Yaşar, bu sistemin doğanın kendi içindeki düzenli bir denge mekanizması olduğunu vurguladı. Ekim ayının ikinci yarısından itibaren yağışlı bir döneme girileceğini belirten uzman isim, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün de Mega El Nino ihtimalini yüzde 90 seviyelerine çıkardığına dikkat çekti.
Su rezervleri ve kuraklık riski
Prof. Dr. Yaşar, Türkiye’nin su geleceğine dair iyimser bir tablo çizerek, 2035 yılına kadar ciddi bir su krizi yaşanmasının beklenmediğini ifade etti. Önümüzdeki on yıllık periyodun büyük kısmının yağışlı geçeceğini belirten Yaşar, İzmir’deki Tahtalı ve Gördes gibi kritik barajlardaki doluluk oranlarının artış eğiliminde olduğunu belirtti. Kuraklık döneminin geride kaldığını savunan Yaşar, "Su varsa devlet vardır" diyerek, barajlar dolu olsa dahi tasarruf bilincinin elden bırakılmaması gerektiğini hatırlattı.
Altyapı uyarısı: İzmir örneği
Yağışların artmasıyla birlikte şehirlerin altyapı kapasitesinin önem kazandığını belirten Prof. Dr. Yaşar, özellikle İzmir özelinde ciddi bir riskin altını çizdi. Kentin bazı bölgelerinin dolgu alan üzerine kurulu olması nedeniyle yılda yaklaşık 2 santimetre çöktüğünü belirten Yaşar, bu durumun boru hatlarına zarar verdiğini ve deniz suyunun karaya doğru ilerlemesine yol açtığını ifade etti.
Geçtiğimiz dönemlerde Alsancak ve çevresinde yaşanan su baskınlarını hatırlatan uzman, "Bütün İzmir’in topoğrafya haritası çıkarılmalı ve çökme riski taşıyan bölgeler için acil eylem planları oluşturulmalıdır" diyerek yerel yönetimleri ve planlamacıları daha proaktif olmaya çağırdı.