17 Ağustos Marmara Depremi’nin yıl dönümünde afetlere karşı hazırlıklı olmanın hayati önemi bir kez daha ön plana çıkarken, Yaşar Üniversitesi’nden sismik riskleri minimize edecek teknolojik bir çözüm geldi. İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Çağlar Tuna’nın öncülüğünde yürütülen çalışma, İzmir’in zemin yapısını dijital dünyaya taşıyor. Proje, klasik sismik modellerin yetersiz kaldığı noktalarda makine öğrenmesi teknolojisinden faydalanarak, yerel zemin özelliklerini çok daha detaylı analiz etmeyi amaçlıyor.

Hibrit modelle yüksek hassasiyetli tahminler
Araştırmanın temelinde, fiziksel deprem modelleri ile yapay zekâ algoritmalarının uyumlu bir şekilde çalışması yatıyor. Dr. Öğretim Üyesi Çağlar Tuna, yapay zekânın mevcut bilimsel yöntemlerin yerine geçmediğini, aksine onları güçlendirdiğini vurguluyor. Tuna, "Fiziksel modellerin açıklamakta zorlandığı yerel zemin farklılıklarını yapay zekâ ile öğrenerek sistemi daha güvenilir hale getiriyoruz" ifadelerini kullanıyor.
Çalışma kapsamında İzmir genelinde 17 bin 657 farklı noktada zemin büyütme katsayıları hesaplandı. Rastgele Orman, XGBoost ve Yapay Sinir Ağları gibi gelişmiş makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak hazırlanan bu haritalar, sadece genel bir tehlike değeri sunmakla kalmıyor; depremin büyüklüğüne ve kaynağına göre değişen dinamik senaryolar üretiyor.

Afet yönetiminde bilimsel rehber
Bu yeni nesil haritalar, yerel yönetimler ve şehir plancıları için kritik bir karar destek mekanizması sunuyor. Hangi bölgelerde detaylı zemin etüdü yapılması gerektiğinden, kentsel dönüşüm çalışmalarının hangi noktalarda öncelik kazanacağına kadar pek çok soruya bilimsel yanıtlar veriliyor. Sınırlı kaynakların en doğru şekilde kullanılması için tasarlanan bu sistem, özellikle 30 Ekim 2020 İzmir depreminin ardından ortaya çıkan verilerin daha iyi analiz edilmesine olanak tanıyor. Proje, afet öncesinde alınan önlemleri bilimsel bir temele oturtarak, gelecekte yaşanabilecek can ve mal kayıplarının önüne geçmeyi hedefliyor.