Okul hayatı uzadıkça aile planlamasında ezberler bozuluyor

Yaşar Üniversitesi öncülüğünde yürütülen akademik çalışma, sekiz yıllık temel eğitimin kadınların evlilik yaşını erteleyerek aile planlaması tercihlerini nasıl modernleştirdiğini somut verilerle ortaya koydu.

Türkiye’de kadınların eğitim süresi ile aile planlaması tercihleri arasındaki doğrudan ilişki, akademik bir araştırmayla bir kez daha kanıtlandı. Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dilek Cindoğlu, Dr. Serkan Demirkılıç ve Doç. Dr. Hasan Tekgüç tarafından hazırlanan ve Economics and Human Biology dergisinde yayımlanan çalışma, eğitim hayatının kadınların yaşam kararları üzerindeki dönüştürücü gücünü gözler önüne serdi.

Eğitim süresi geleneksel yöntemleri geriletiyor

Araştırma, 1997 yılında hayata geçirilen 8 yıllık zorunlu eğitim reformunun, kadınların aile planlaması alışkanlıklarını nasıl değiştirdiğini mercek altına aldı. Elde edilen bulgulara göre, en az 8 yıl eğitim gören kadınlarda, erkek kontrolündeki geleneksel doğum kontrol yöntemlerinin tercih edilme oranı yaklaşık yüzde 21 seviyesinde düşüş gösteriyor. Uzmanlar, bu değişimin sadece bilgiye erişimle sınırlı kalmadığını; kadınların okulda kalarak erken yaşta evlilikten uzaklaşmaları ve ilk doğum yaşını ötelemeleri sayesinde gerçekleştiğini belirtiyor.

Toplumsal cinsiyet rolleri ve karar alma süreçleri

Çalışmanın yazarları, modern doğum kontrol yöntemlerinin yaygınlaşması için sadece eğitim yatırımlarının yeterli olmadığını savunuyor. Çiftlerin ortak karar alma dinamiklerinin güçlendirilmesi ve toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden tanımlanması gerektiğine dikkat çeken ekip, eğitim süresinin kadınların kendi hayatları üzerindeki kontrolünü artırdığını vurguluyor.

Prof. Dr. Cindoğlu’ndan uluslararası başarı

Akademik çalışmalarıyla dünya sosyoloji çevrelerinde Türkiye’yi başarıyla temsil eden Prof. Dr. Dilek Cindoğlu, kariyerine bir yenisini daha ekledi. Uluslararası Sosyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan Cindoğlu, Avrupa Sosyoloji Derneği İcra Kurulu’na Ulusal Dernekler Temsilcisi olarak seçildi. Bu atama ile Türkiye, Avrupa’daki sosyoloji dernekleri temsilciliğinde ilk kez bir isimle yer alma başarısı gösterdi.

İLGİLİ HABERLER