Adımlarınızı kontrol eden görünmez bir el mi var? Çizgilere basmama takıntısına dikkat

Yürüyüş rotanızı belirleyen kaldırım çizgileri, aslında zihninizin yarattığı sahte bir güvenlik kalkanı olabilir; peki bu durum ne zaman bir hastalık sinyaline dönüşüyor?

Günlük tempoda yürürken farkında olmadan kaldırım taşlarının arasındaki çizgilere basmaktan kaçınmak, çoğu zaman basit bir alışkanlık veya oyun gibi algılanıyor. Ancak Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu masum görünen hareketin, bazı durumlarda obsesif kompulsif bozukluğun (OKB) habercisi olabileceği konusunda uyarıyor. Uzmanlara göre, bu eylem kişinin sosyal ve profesyonel hayatını kısıtlamaya başladığında klinik bir müdahale gerektiren sürece evriliyor.

Zihinsel alarm sisteminin yanlış çalışması

Psikiyatrik açıdan bir davranışın hastalık olarak tanımlanabilmesi için kişinin günlük yaşamındaki işlevselliğini olumsuz etkilemesi temel kriter olarak kabul ediliyor. Dr. Yaşar, bu durumu "başlarda basit bir yürüyüş rutini gibi görünse de zamanla bir mayın tarlasında ilerleme hissine dönüşebilir" sözleriyle özetliyor. Zihin, baş edemediği belirsizliklerle mücadele edebilmek adına, aslında birbiriyle hiçbir mantıksal bağı olmayan iki olay arasında sahte bir köprü kuruyor. Kişi, "çizgiye basmazsam kötü bir şey olmayacak" düşüncesiyle kendine sahte bir kontrol alanı yaratıyor.

Beynin tehlike algısı yanıltıcı olabiliyor

OKB yaşayan bireylerde temel sorunun mantık eksikliği değil, beynin tehlikeyi sezen bölgesinin hatalı bir alarm vermesi olduğunu belirten Dr. Yaşar, şu değerlendirmelerde bulundu: "Kişi çizgiye bastığı anda beyni, gerçek ve hayati bir tehlikeyle karşı karşıyaymış gibi yoğun bir panik sinyali gönderir. Bu korkuyu dindirebilmenin tek yolu olarak da ritüele boyun eğmek görülür. Ancak bu durum zamanla kişiyi sosyal çevresinden kopararak, sadece güvenli ritüellerini uygulayabildiği dar bir alana hapseder."

Tedavi sürecinde ilk adım yüzleşmek

Bu tür vakaların çözümünde uygulanan "maruz bırakma ve tepki önleme" terapileri, beyindeki hatalı alarm sisteminin yeniden kalibre edilmesini hedefliyor. Tedavinin temelinde, çizgiye basılmasına rağmen korkulan felaketin gerçekleşmediğini beyne deneyimletmek yatıyor. Dr. Yaşar, ailelere ise kritik bir uyarıda bulunuyor: "Hastanın ritüellerine ortak olmak veya hayatı bu kurallara göre düzenlemek, şefkat gibi görünse de aslında hastalığı besler. Bu süreçte en sağlıklı yol, vakit kaybetmeden uzman desteğine başvurarak kanıta dayalı tedavi yöntemlerini uygulamaktır."

İLGİLİ HABERLER