Çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa sebebi şımarıklık değil: Beyinleri yeni düzene direniyor

Uzun tatil döneminin ardından gelen okul süreci, çocuklarda kaygı ve uyum sorunlarını tetikleyebiliyor. Uzmanlar, bu durumu disiplinsizlik olarak görmeyip nörobiyolojik bir süreç olarak değerlendirmek gerektiğini belirtiyor.

Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte pek çok aile, sabahları okula gitmek istemeyen çocuklarla veya ödev masasında yaşanan tartışmalarla karşı karşıya kalıyor. Medicana Sağlık Grubu’ndan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar ve Klinik Psikolog Burçin Deniz, MBA Okulları Gaziemir Kampüsü’nde düzenlenen bir etkinlikte, bu krizlerin perde arkasını ve ailelerin izlemesi gereken doğru yaklaşımları masaya yatırdı.

Uzmanlar, çocuğun okula karşı gösterdiği direncin genellikle bir inatlaşma veya şımarıklık olmadığını, aksine beynin yeni rutinlere uyum sağlama sürecinde yaşadığı bir zorlanma olduğunu ifade ediyor.

Çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa sebebi şımarıklık değil: Beyinleri yeni düzene direniyor

Okul reddi ve fiziksel belirtiler

Klinik Psikolog Burçin Deniz, çocukların okula gitmemek için öne sürdüğü karın ağrısı veya mide bulantısı gibi şikayetlerin, aslında kaygı kaynaklı somatize edilmiş tepkiler olabileceğine dikkat çekiyor. Deniz, "Çocuklar sosyal değerlendirilme kaygısı, ayrılık korkusu veya evdeki konfor alanından çıkamama gibi nedenlerle bu direnci gösterebilir. Eğer bu durum iki haftadan uzun sürerse ve çocuğun uyku, iştah gibi temel işlevlerini bozmaya başlarsa, mutlaka profesyonel bir destek alınmalıdır" uyarısında bulundu.

Çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa sebebi şımarıklık değil: Beyinleri yeni düzene direniyor

Dopamin dengesi ve ekran yönetimi

Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar ise tatil boyunca yüksek dopamin seviyelerine alışan çocuk beyninin, okulun daha durağan ve disiplinli yapısına geçişte zorlandığını belirtti. Yaşar, ekran başında geçirilen sınırsız sürenin ardından gelen kısıtlamaların çocukta öfke nöbetlerine yol açabileceğini ifade ederek şu önerilerde bulundu:

"Ekran süresini kısıtlarken yaşanan tepkiler, çocuğun karakterinden ziyade dopamin yoksunluğu krizidir. Bu süreçte uzun açıklamalar yapmak yerine, 'önce sorumluluk, sonra ayrıcalık' prensibini uygulamak daha etkilidir. Ders çalışma sürelerini 25 dakikalık odaklanma bloklarına bölmek, çocuğun kaygısını azaltarak sürece daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olur. Okul, sadece bilgi edinilen bir yer değil, aynı zamanda çocuğun psikolojik dayanıklılığını geliştirdiği bir yaşam alanıdır."

İLGİLİ HABERLER