Muğla’nın Yatağan ilçesi Bozüyük Mahallesi’nde bulunan ve 854 yıllık geçmişiyle adeta bir zaman tüneli görevi gören anıt çınar, doğanın ve tarihin en görkemli miraslarından biri olarak ayakta kalmaya devam ediyor. Pınarbaşı tesislerinde yükselen bu devasa ağaç, yalnızca bir bitki değil, bölgenin kadim geçmişini simgeleyen canlı bir anıt olarak kabul ediliyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığı görüntülerle geniş kitlelerin dikkatini çeken çınar, "zamanın tanığı" olarak nitelendiriliyor. Bakan Kurum, bu eşsiz doğa varlığını geçmişten geleceğe uzanan bir köprü olarak tanımlayarak korunmasının önemine vurgu yaptı.

Tarihi seferin sessiz şahidi
Tarihi kayıtlara göre, 1522 yılında Rodos Seferi’ne çıkan Kanuni Sultan Süleyman ve ordusu, bölgedeki su kaynakları ve uygun konaklama imkanları nedeniyle bu çınarın çevresinde mola verdi. Padişahın otağını kurduğu ve gölgesinde dinlendiği bu alan, günümüzde Muğla Valiliği tarafından restore edilen han, cami ve köprü gibi tarihi yapılarla bir bütünlük arz ediyor.
30 metre yüksekliğe ve 6 metre gövde çapına sahip olan bu heybetli ağaç, 1996 yılında tescillenerek koruma altına alındı. Yılların getirdiği yorgunlukla 2011 yılında gövdesinde çürümeler başlayan ve ikiye ayrılma tehlikesi geçiren ağaç, Ege Üniversitesi’nden gelen uzman bir ekip tarafından gerçekleştirilen "ortopedik" bir operasyonla hayata döndürüldü. Türkiye’de ilk kez uygulanan özel bir yöntemle dalları demir çubuklarla birbirine eklemlenen çınar, bu sayede yıkılmaktan kurtarıldı.

Bölgeye olan ilgi katlanarak arttı
Stratonikeia ve Lagina Antik Kentleri Kazı Başkanı Prof. Dr. Bilal Söğüt, bölgenin binlerce yıldır Hititlerden Osmanlı’ya kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yaptığını hatırlattı. Bakan Kurum’un paylaşımının ardından anıt ağacı görmeye gelenlerin sayısında büyük bir artış yaşandığını belirten Söğüt, bu ilginin bölgenin tarihi dokusunu daha görünür kıldığını ifade etti. Bozüyük Güzelköyü Tanıtma, Turizm ve Kalkındırma Derneği Başkanı Baki Gencel ise ağacın Selçuklu döneminden bu yana ayakta olduğunu vurgulayarak, bu eşsiz mirasın gelecek nesillere aktarılmasının büyük bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.