Ege Bölgesi'nin tarımsal ve ekolojik geleceği için hayati önem taşıyan Gediz Nehri, İZSU ve MASKİ tarafından Ocak 2026'dan bu yana titizlikle izleniyor. 7. Dönem Raporu'na yansıyan veriler, nehrin kirlilik seviyesinin yağışlı dönemlerde bir nebze olsun nefes aldığını, ancak yaz aylarının gelmesiyle birlikte sanayi, tarım ve evsel atıkların baskısıyla yeniden kritik bir noktaya ulaştığını ortaya koydu.

Ege Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yusuf Kurucu, yağışlı geçen kış aylarında kirlilik oranlarında düşüş gözlemlendiğini, ancak haziran ayından itibaren tablonun tersine döndüğünü belirtti. Yapılan incelemelerde, nehir suyundaki ağır metal ve organik kirletici değerlerinin normal seviyelerin 100 ila 200 kat üzerine çıktığı tespit edildi.
Kirlilik sadece yüzey sularını değil, yeraltı kaynaklarını da tehdit ediyor
Nehrin 401 kilometrelik yolculuğu boyunca topladığı kirleticilerin, sadece Gediz'i değil, İzmir Körfezi'ni ve çevredeki tarım arazilerini de doğrudan etkilediği vurgulanıyor. Prof. Dr. Kurucu, özellikle dere yataklarındaki durgunlaşma dönemlerinde kirliliğin yüzey altındaki içme suyu kaynaklarına sızma riskinin arttığına dikkat çekerek, bu durumun halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.
Belediyelerin Körfez'de yürüttüğü dip tarama ve arıtma tesisi kapasite artırımı gibi iyileştirme çalışmalarının, nehir kaynaklı kirlilik baskısı sürdüğü müddetçe tek başına yeterli olmayacağı belirtiliyor. Uzmanlar, kirliliğin kaynağında durdurulması için merkezi idare ve yerel yönetimlerin koordineli bir denetim süreci yürütmesi gerektiğinin altını çiziyor. Gelecek nesillere temiz bir su kaynağı bırakabilmek adına, kirletici kaynakların tespit edilmesi ve acil önlemler alınması çağrısı yapılıyor. İZSU ve MASKİ, havza genelindeki izleme çalışmalarına önümüzdeki dönemde de kararlılıkla devam edecek.
